|
UZDİL
KRAL ÇIPLAK
Ezberden “I LOVE YOU.” derken bu cümleden öte gidemezseniz bunun nedeni ezberciliktir. DİLİ EZBERLEMEYİN MANTIĞIYLA ÖĞRENİN.
Kişinin kendini ifade edebilmesi, nesnelerden ve kavramlardan sözedebilmesi için bir dili olmalıdır. Kişi içinde doğup büyüdüğü toplumun dilini kavrar ve bu onun anadili olur. Tayatımızın ilk yıllarında bir dili anadil olarak kavramayı ve yetişkin olarak yabancı bir dili öğrenmeyi karıştırmayın. Bir yetişkin olarak yabancı bir dil ihtiyacınız olduğunda bu dili kavramalı mısınız yoksa öğrenmeli misiniz? Bu soruya cevap verebilmeniz için KAVRAMA ve ÖĞRENME olguları arasındaki farkı bilmelisiniz.
Bebek, anakarnında çekiç, masa, fare, fil… göremez ve büyürken etrafındaki varlıkları tanımaya yani dünyayı tanımaya başlar. Varlıkları tanımak dünyayı tanımaktır ve asla bitmez. Bu varlıkları hayatında ilk gördüğünde onların adını sorar ve öğrenir. Bir gün evinde bir fare gördüğünde bir fare getirip bundan gördüm demek durumunda kalmaz ve fare kelimesi ile ne görmüş olduğunu söyler. Ya da bir fil gördüğünü anlatmak için bir fil bulup bundan gördüm demesine gerek kalmaz ve öğrendiği fil kelimesini söyler. Böylece bahsedeceğimiz her nesneyi bulup göstermemize gerek kalmaz ve kelimelerle varlıkların gıyabında konuşabiliriz.
İnsan büyüdükçe soyutu da kavramaya başlar. Gelecek zaman, geçmiş zaman başarı, ilgi, özgürlük… kavramlarını anlamaya ve bu kavramların adlarını öğrenir. Anakarnında bu kavramları oluşturamazsınız.
Siz bu toplumda yaşadınız ve etrafınızdaki varlıkları gördükçe bunların Türkçe adlarını öğrendiniz. Zamanla dünyadaki varlıkların çoğunun adını Türkçe olarak öğrendiniz. Yıllar geçtikçe soyutu yani kavramları da anladınız ve bu kavramların Türkçe adlarını öğrendiniz.
Kişi İngilizce konuşulan bir millet içinde büyürse etrafında gördüğü varlıkların İngilizce adlarını öğrenir. Zamanla dünyadaki varlıkların çoğunu bilir ve İngilizce adlarını öğrenir. Yıllar geçtikçe soyutu yani kavramları da anlar ve bu kavramların İngilizce adlarını öğrenir.
Sadece varlıkların ve kavramların adlarını bilmek dil bilmek anlamına gelmez. Bildiğiniz gibi kendini bilmez kişiler Türkçe’de oldukça çok yabancı kelimeler kullanır. Bu kelimelerin çoğu İngilizce’dir. Peki bu insanlar İngilizce mi konuşuyorlar? Hayır! Dil sadece kelimeden ibaret olsaydı bu kişilerin İngilizce konuştuklarını söyleyebilirdik.
Hangi dil olduğu önemli olmadan, her kişinin bir dili olmalıdır. Kişi dünyaya geldiğinde, herhangi bir dil kavrar ve her milletin bildiği ortak varlıkları tanır ve kavramları anlar.
Önemli olan, herhangi bir dil ile varlıkları ve kavramları tanıyıp onları ses ile kodlayarak gıyabında anlatabilmek ve anlatılanı anlamaktır. Bunu ilk hangi dilde yaptığınız önemli değildir.
Dünyadaki varlıkların çoğunu herkesin tanıması gibi, kavramların çoğu da ortaktır. İngiliz ve Türk’ün bildiği ortak kavramları Türk’e tekrar tanıtmam. Mesela özgürlük kelimesinin anlamını bilirsiniz. Bunun anlamını yani soyutu kavramanız yıllarınızı almıştır. İngiliz de bu kavramı bilir. Bir Türk’e özgürlük kavramının İngilizce’deki adını doğrudan vermek. Türk’ü bir gün esir tutup serbest bırakarak özgürlük kavramını tekrar tanıtıp İngilizce’deki adını söylemek şaçmalık olur. Bunu yaptım diyelim, peki bu şekilde İNTİHAR kelimesinin İngilizce karşılığı öğretilebilir mi?
Öyle ise dünyayı tekrar tanımaya gerek kalmadan varlıkların diğer dillerdeki adlarını öğretmek gerekir. Ortak kavramları tekrar oluşturmaya gerek kalmadan hazır bilinen ortak kavramların adlarını öğretmek gerekir.
Bir arkadaşınız bir çakmak aldığını söylese gözlerinizi yumup zihninizde bir çakmak resmi görebilirsiniz. Bir ormanın ortasında ilkel bir kabile de yaşayan birini düşünün. Bu ilkel insan çakmak hiç görmemiş olsun. O zaman bu kişinin dağarcığında çakmak için bir ad olmaz ve bunun işlevinin ne olduğunu bilmez. Gidip bu ilkele bir çakmak isteyip istemediğini sorsanız bu ilkel adam gözlerini yumup zihninde onun resmini bulamaz ve bu kelimenin onun için hiçbir anlamı olamaz. Size bir çakmak gösterildiğinde içinizden bir ses çakmak der. Bu anadil ile olan iç seslendirme’dir. Bu ilkel insan bu durumda iç seslendirme de yapamaz. Bu insana çakmak kelimesinin hiçbir dildeki karşılığını öğretemezsiniz.
Aynı ilkel insana bir çakmak gösterseniz bu insan bunun ne işe yaradığını bilmez ve kendi dilinde bu nesne için kelime olmadığından gidip arkadaşına ne gördüğünü anlatamaz.
Yabancı dilde kavramayı gerektirecek durumlar da vardır. Mesela kendi halinde ormanın ortasında yaşayan bu kabilenin varlığından dünyanın haberi olmasın ve yakalanıp esir edilmedikçe bu insanlarının zihninde birbirinin zıttı olan ne esaret ne de özgürlük kavramı olamaz. Bu da demektir ki o dilde bu kavramlar oluşmadığı sürece biz o insanlara esaret ve özgürlük kelimelerinin hiçbir dildeki karşılıklarını öğretemeyiz. Türkçe söyleyebildiğiniz her cümlenin İngilizce’sini de söyleyebilecek seviyeye gelmelisiniz. Bunu gerçekleştiremediğiniz sürece İngilizce bildiğinizi söyleyemezsiniz. İngilizce’yi ezberleyerek bunu gerçekleştirmek ise imkansızdır. Herhangi bir dili çok iyi öğrenebilirsiniz. Fakat bir dili ezberden konuşmaya çalışırsanız milyarlarca cümle ezberlemek zorunda kalırsınız.
Bir dili anadil ile bilinçlice, ezbersiz, mantığıyla çalışarak öğrenirken dilin uygulamasını yapmak için elbette yabancı bir öğretmen de gerekecektir. Bu da dili öğrenebildiğinize inanmanız ve öğrenmeye devam etmeniz içindir.
Türk Alfabesini okuyup yazabiliyorsanız ilk derste alfabe öğrenmek için acele etmeyiniz. Çünkü İngilizce’de Latin harfleri kullanılır. Alfabe öğrenmek Latin harflerini yazmasını ve bu sembollerin hangi seslerin karşılıkları olduğunu öğrenmek demektir. Fakat İngilizce’de okuduğunuz gibi yazıp yazdığınız gibi okumak mümkün değildir. İngilizce’de yirmialtı harf vardır. Fakat bu dilde yirmialtıdan fazla ses vardır ve bir harf her kelimede aynı sesi vermez. Bu da demektir ki alfabeyi baştan sona ya da sondan başa da ezberden söyleseniz yine de her kelimenin yazılışını öğrenmeniz gerekecektir. Başlangıçta bunun fazla kıymeti yoktur. Eğer latin harflerini yani bu sembolleri biliyorsanız bu yeterlidir. Harflerin okunuşunu bilmenizin size iki faydası olabilir. Bir faydası bir arabanın plakasını alabilmektir. Öbür faydası da yabancı bir arkadaşınızın adının yazılışını bilemezseniz harflerini sorabilirsiniz. Ya da hamburger ve Washington kelimelerinin nasıl yazıldığını harf harf sorarsınız.
Daha önce dil kursuna gitmiş olanların çoğunun ortak bir sıkıntısı bir İngiliz ya da bir Amerikalının ne söylediğini anlamak fakat bir türlü konuşamamaktır. Bu başarısızlığın sebebi bu kişinin konuşmaya çalıştığı dili ezberlemiş olmasıdır. Eğer bir dili ezberlemez de öğrenirseniz o dilde herşeyi söyleyebilirsiniz. Size kalan “elma” yerine “böbrek” ya da “kafatası” kelimelerini öğrenmektir.
UZDİL ile İngilizceyi mantığı ile, ezberlemeden, hızlı, doğru, ve severek öğreneceksiniz. Öğrenilmiş bir dil aktiftir ve size dünyaları getirir. Ezberlenmiş bir dil pasiftir ve unutulmaya mahkumdur. UZDİL yöntemi ile istediğiniz bir dili kendi kendinize öğrenme becerisi de kazanacaksınız. UZDİL ile öğreneceğiniz İngilizce ile İngilizce’den Türkçe’ye ve Türkçe’den İngilizce’ye çeviri de yapabileceksiniz.
Anadilinizde dünyayı ne kadar tanır, ne kadar kavram bilirseniz ve ne kadar da dil mantığınız varsa o kadar yabancı dil öğrenebilirsiniz.
Mustafa UZOĞLU
|